avatar Tarih: 08-07-2020, Saat: 19:07Hoşgeldin, Ziyaretçi:
(Giriş YapÜye Ol)

 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 1 Oy - Ortalama: 5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Yeni Yorum Gönder 
GELİR VERGİSİ KANUNU
15-04-2013, 22:59
Yorum: #1
GELİR VERGİSİ KANUNU
Vergi Mevzuatı ve Uygulaması Dersinden GVK

ilk çalışmamıza gvk ile başlamış bulunmaktayız. Elimizdeki notları bu bölümde paylaşacağız.
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
21-04-2013, 13:09
Yorum: #2
Cvp: GELİR VERGİSİ KANUNU
GELİR VERGİSİ İLE İLGİLİ ÇIKMIŞ SORULAR (Şuanki zamana göre güncellenmiştir)
2008/2
Gayrimenkul sermaye iratlarına yönelik olarak, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan istisna
hükümlerini belirtiniz.

Cevap: GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI İSTİSNASINDAN YARARLANAMAYACAK OLANLAR
Aşağıda sıralayacağımız mükellefler diğer şartları taşısalar dahi gayrimenkul sermaye iradı istisnasından yararlanamazlar.
1. Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek zorunda olanlar;
2. Mesken dışında kiraya verilen binalardan elde edilen gelirler;
3. İstisna haddi üzerinde hasılat elde edip beyan etmeyenler veya eksik beyan edenler;

GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI İSTİSNASI
Binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın o yıl için belirlenen tutara kadar olan kısmı (2013 yılı için 3.200 TL, 2012 yılı için 3.000 TL) gelir vergisinden müstesnadır. İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılamaz.

2008/3
Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde işin bitimi ile
müşterek genel giderler ve amortismanların dağıtılmasına ilişkin olarak. Gelir Vergisi Kanunu'nda
yer alan hükümleri belirtiniz.


CEVAP 2 : Bilindiği üzere; birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kar
veya zarar işin bittiği yıl kesin olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, ilgili yıl
beyannamesinde gösterilir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 44 üncü maddesine göre; inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin
kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı
tarih, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul
edilir. Bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun
elde edilen hasılat, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının
tespitinde dikkate alınır.
Aynı kanunun 43 üncü maddesinde ise; birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma
işlerinde veya bu işlerin diğer işlerle birlikte yapılması halinde, müşterek genel giderler ve
amortismanların aşağıdaki esaslara göre dağıtılacağı belirtilmiştir.
• Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait
müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların (enflasyon düzeltmesi yapılan
dönemlerde düzeltilmiş tutarlarının) enflasyon düzeltmesine tâbi tutulmuş tutarlarının
birbirine olan nispeti dahilinde;
• Yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarma işinin bu madde şümulüne girmeyen
işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait müşterek genel giderler, bu işlere ait
harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının (enflasyon düzeltmesi yapılan
dönemlerde bunların düzeltilmiş tutarlarının) birbirine olan nispeti dahilinde;
• Birden fazla inşaat ve onarma işlerinde veya bu işlerle sair işlerde müştereken kullanılan
tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanları, bunların her işte kullanıldıkları
gün sayısına göre.
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
21-04-2013, 13:16
Yorum: #3
Cvp: GELİR VERGİSİ KANUNU
2009/1
Gelir Vergisi Kanunu'na göre "gelir" kavramını tanımlayarak, gelirin unsurlarını sıralayınız.
Aşağıda yer alanların hangi gelir unsuru kapsamında vergilendirileceğini belirtiniz.
• Sporculara transfer ücreti adı altında yapılan ödemeler,
• Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar,
• Milli piyango çekilişinden kazanılan ikramiyeler,
• Telif haklarının müellifleri tarafından kiralanmasından doğan kazançlar,
• Adi komandit şirketlerde komanditer ortakların kar payları,


Gelir Vergisi Kanunu’nun 1 inci maddesine göre, “gelir” bir gerçek kişinin bir takvim yılı
içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.
Aynı Kanunun “Gelirin Unsurları” başlıklı 2 nci maddesinde, gelire giren kazanç ve iratların
aşağıdaki gibi olduğu belirtilmiştir.
• Ticarî kazançlar,
• Ziraî kazançlar,
• Ücretler,
• Serbest meslek kazançları,
• Gayrimenkul sermaye iratları,
• Menkul sermaye iratları,
• Diğer kazanç ve iratlar.
Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uyarınca, bazı kazanç ve iratların hangi gelir unsuru
kapsamında vergilendirileceği aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Bazı Kazanç ve İratlar Girdiği Gelir Unsuru
Sporculara transfer ücreti adı altında yapılan ödemeler (Md. 61) Ücret
Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar (Md. 37) Ticari kazanç
Milli piyango çekilişinden kazanılan ikramiyeler GV kapsamına girmez
Telif haklarının müellifleri tarafından kiralanmasından doğan kazançlar (Md. 70) Serbest Meslek Kazancı
Adi komandit şirketlerde komanditer ortakların kar payları (Md.75) Menkul sermaye iradı
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
21-04-2013, 13:27
Yorum: #4
Cvp: GELİR VERGİSİ KANUNU
2010/1 MAZERET
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümlerine göre, vergilendirilmeyecek değer artış
kazançlarını belirtiniz.


Vergilendirilmeyecek değer artış kazançları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 81’nci maddesinde belirtilmiş olup, bu madde hükmüne göre aşağıdaki yazılı hallerde değer artışı kazancı hesaplanmaz ve vergilendirilmez.
1. Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanunî mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine
devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadî kıymetlerin kayıtlı değerleriyle
(bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde) aynen devir alınması.
2. Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır).
3. Kollektif ve adi komandit şirketlerin bu maddenin (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde
nev'i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi (kollektif ve adi komandit şirketlerin şekil
değiştirerek anonim şirket haline dönüşmesi halinde şekil değiştiren kollektif ve adi komandit şirketlerin ortaklarının anonim şirketteki ortaklık paylarını gösteren hisse senetlerinin nama yazılı
olması şarttır).

2010/2
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümlerine göre, emsal kira bedeli esasını tanımlayınız, emsal kira bedeli esasının uygulanmayacağı durumları belirtiniz.


EMSAL KİRA BEDELİ ESASI
Kiraya verilen mal ve hakların kira bedelleri emsal kira bedelinden düşük olamaz. Bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedeli, bu mal ve hakların kirası sayılır. Bina ve arazide emsal kira bedeli, yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kirası, bu suretle takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değilse Vergi Usul Kanununa göre belirlenen vergi değerinin ( Emlak Vergisine Esas Vergi Değerinin ) % 5’idir. Diğer mal ve haklarda emsal kira bedeli, bu mal ve haklarının maliyet bedelinin, bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanununun servetlerin değerlendirilmesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin % 10’udur.

Aşağıda yazılı hallerde emsal kira bedeli esası uygulanmaz :
1. Boş kalan gayrimenkullerin muhafazaları maksadıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması;
2. Binaların mal sahiplerinin usul, füru veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi (Usul, füru ve kardeşlerden her birinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmiş ise bu konutların yalnız birisi hakkında emsal kira bedeli hesaplanmaz. Kardeşler evli ise eşlerden sadece biri için emsal kira bedeli hesaplanmaz.);
3. Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi.
4. Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalarda.

2010/3
Mükellef (A) 2009 yılında, alım-satım ve nakliyecilik işleri yanında ayrıca iki ayrı inşaat ve
onarım işi de yapmıştır. Alım-satım işinden 10.000 TL, nakliyecilik işinden ise 20.000 TL hasılatlar elde eden mükellefin; inşaat ve onarım işleri için toplam harcamaları, 1 nolu iş için 30.000 TL ve 2 nolu iş için 40.000 TL olarak gerçekleşmiştir. Bütün bu işlerin tamamı için 50.000 TL ortak genel gider yapılmıştır. Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümleri çerçevesinde, mükellefin ticari faaliyeti sırasında yapmış olduğu ortak genel giderlerin her bir işe göre dağıtımını hesaplayınız ve yasal gerekçesini kısaca açıklayınız.

Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı:
Hasılatların veya Harcamaların İşlere düşen ortak
Tutarı (TL) Yüzdesi (%) Genel Giderler (TL)

- Alım Satım İşi 10.000 10 5.000
- Nakliyecilik İşi 20.000 20 10.000
- 1 Nolu İnşaat Onarım İşi 30.000 30 15.000
- 2 Nolu İnşaat Onarım İşi 40.000 40 20.000
TOPLAM 100.000 100 50.000
Yasal Gerekçe:

Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 42 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan mükellefler, bu kapsamdaki her inşaat işine ait kayıtlarını ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterin ayrı sayfalarında göstermek ve kar ve zararlarını ayrı ayrı hesaplama zorundadırlar. Hangi işle ilgili oldukları belirlenemeyen veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel giderler olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar. Hangi işe ait olduğu belli olan giderler dağıtıma tabi tutulmadan doğrudan ilgili olduğu işe ait hesaplara yazılırlar. GVK’nın 5024 sayılı Kanunla değişik 43/1 inci maddesine göre, yıl içinde birden fazla inşaat ve onarım işinin birlikte yapılması halinde, her yıla ait ortak genel giderler, bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır. GVK’nın 5024 sayılı Kanunla değişik 43/2 inci maddesine göre, yıl içinde tek veya birden fazla inşaat ve onarım işinin diğer işlerle birlikte yapılması halinde, her yıla ait ortak genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış ve hasılat tutarlarının birbirine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır. Enflasyon düzeltmesi yapılan yıllarda düzeltilmiş tutarlar dikkate alınacaktır, ancak 2009 yılında enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır.
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
21-04-2013, 13:46
Yorum: #5
Cvp: GELİR VERGİSİ KANUNU
2011/1 GELİR KURUMLAR ORTAK SORU
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümlerini de
dikkate alarak, şirketleri, kurumlar vergisi veya gelir vergisi mükellefi olma durumlarına göre belirtiniz, bu çerçevede “adi şirket”i ve “adi komandit şirket”i kısaca açıklayınız.

Şirketler temel olarak şahıs ya da sermaye şirketi olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları, Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)’nun 1 inci maddesi uyarınca kurumlar vergisi mükellefi sayılmışlardır. Dolayısıyla, sermaye şirketi statüsünde olan anonim şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile limited şirketler kurumlar vergisi mükellefidirler. Sermaye şirketleri dışında kalan şahıs şirketleri; adi şirketler, kolektif şirketler ve adi komandit şirketlerdir. Sermaye şirketleri doğrudan kurumlar vergisi mükellefi sayılmakla beraber, sermaye şirketleri dışında kalan şahıs şirketleri genel olarak gelir vergisi mükellefi sayılmaktadırlar.
Adi Şirket: Adi şirketler, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Bu nedenle mal varlıkları üzerinde ortaklığı bulunan kişilerin müşterek mülkiyetleri söz konusudur. Ticari faaliyette bulunan adi ortaklıklarda, ortaklar ticari kazanç hükümleri çerçevesinde gelir vergisi mükellefi sayılmaktadırlar.
Adi Komandit Şirket: Adi komandit şirket, ticari bir işletmeyi bir şirket unvanı altında işletmek amacıyla kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının sınırsız sorumlu olduğu, diğer ortak veya ortakların ise koydukları sermaye ile sınırlı olarak sorumlu oldukları şirkettir. Sınırlı sorumlu olan ortaklar komanditer ortak olarak adlandırılmaktadırlar. Komanditer ortakların şirket kazancından aldıkları pay Gelir Vergisi Kanunu (GVK) açısından menkul sermaye iradı olarak nitelendirilmektedir. Diğer taraftan, sınırsız sorumlu ortaklar ise komandite ortak olarak adlandırılmakta ve gelirleri GVK açısından ticari kazanç olmaktadır.

2011/2 GELİR KURUMLAR ORTAK SORU
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) hükümlerini
dikkate alarak, dar mükellefiyette ticari kazancın vergilendirilmesi konusunu kısaca açıklayınız.

Dar mükellefiyette ticari kazancın vergilendirilmesi, bu kazançların Türkiye’de elde edilmiş olması
koşuluna bağlanmıştır. Konuya ilişkin hükümler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 7 inci ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)’nun 3 üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
GVK’nın 7 inci maddesinin 1 inci bendi hükmü uyarınca, ticari kazançlarda kazanç sahibinin Türkiye'de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyle sağlanması gerekmektedir. Bu şartları haiz olsalar dahi iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye’de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının veya her ikisinin Türkiye’de olması veya satış aktinin Türkiye'de yapılmış olmasıdır. İş merkezinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.
KVK’nın 3 üncü maddesinde, dar mükellefiyette ticari kazancın vergilendirilmesi konusu, GVK’da yer alan düzenlemeye benzer nitelikte düzenlenmiştir. KVK’nın adı geçen 3 üncü maddesinin (3/a) alt bendi hükmüne göre, Türkiye’de iş yeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançlar, Türkiye’de elde edilen ticari kazanç olarak kurum kazancına dahil edilerek vergilendirilir. Bu şartları taşısalar bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar, Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye’de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye’de yapılmasıdır. Aynı maddenin diğer alt
bentlerinde yer alan hükümler uyarınca, bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimi temsilci bulundurulması konularında, GVK’nın ilgili hükümleri uygulanır. Kanuni merkez, vergiye tabi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir. İş merkezi, iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.

2011/3
Aşağıdaki kavramları, ilgili oldukları vergi kanunları hükümlerini dikkate alarak kısaca açıklayınız.
- Sergi ve Panayır İstisnası (193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu),


- Sergi ve Panayır İstisnası: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK)’nun 30 uncu maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre, dar mükellefiyete tabi olanların;
* Hükümetin izniyle açılan sergi ve panayırlarda elde ettikleri ticari kazançlar (Türkiye’de başkaca iş yeri ve daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla),
* Bu sergi ve panayırlarda serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, gelir vergisinden müstesnadır.
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
21-04-2013, 13:50
Yorum: #6
Cvp: GELİR VERGİSİ KANUNU
2012/2
Gelir Vergisi Kanunu (GVK) hükümleri çerçevesinde “Asgari Geçim İndirimi” konusunu kısaca açıklayınız.


ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ
Gelir Vergisi Kanununun 32. maddesi çerçevesinde; ücretin elde edildiği takvim yılı başında belirlenen 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarına;
• Mükellefin kendisi için % 50'si
• Çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10'u
• Çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere ilk iki çocuk için % 7,5'i
• Diğer çocuklar için % 5'i

İndirimin uygulamasında "çocuk" tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, "eş" tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.
Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


blackinci yukari